UYARI

DESTEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ... CLICK HERE TO SUPPORT.

Ölüm Kavramı ve Ölü Muayenesi

Ölüm kavramı ve Ölü muayenesi

Devamını Oku

Gore Arşivi [Set:1-15]

Gore Arşivi [Set:1-15]

Devamını Oku

Türkiye'nin Ölü Bayanları

2002′den 2006′ya TRde Öldürülmüş Bayan Fotoları Serisi(98 Foto)










alıntıdır:herbok.org
Devamını Oku

ŞAVAŞIN SOĞUK YÜZÜ

Şavaşın soğuk yüzü toplam 206 foto....






alıntıdır:herbok.org
Devamını Oku

Parafili Nedir? Türleri Nelerdir?

Parafili (Paraphilia) Nedir?

Parafili: cinsel saplantı, cinsel anormali, cinsel sapıklık yada cinsel tercih bozukluğu anlamına gelen bir tıbbi yada davranış bilimi terimidir. Tekrar eden ve yoğun cinsel uyarılmalara işaret eder.

Richard Von Krafft-Ebing adlı Alman psikiyatrist, ilk olarak 1886′da Psychopathia Sexualis (Sexual Psychopathy) adlı kitabında parafili terimini ortaya attı. Bu yayını ile yüzyılımızda yapılan cinsel-psikyatri alanındaki çalışmaların ve araştırmaların temelini atmış oldu.

Parafililer, DSM-IV-TR’de Cinsel ve Cinsiyetsel Kişilik Bozuklukları kategorisinde yer etmiştir.

Parafili Listesi:

Abasiophilia: Takma bacak yada herhangi bir ortopedik eklentisi olan insanlara ilgi duymak
Acousticophilia: Çeşitli sesler ile uyarılabilmek
Acrotomophilia: Herhangi bir uzvu ampüte edilmiş (kesilmiş) kişilere ilgi duymak
Agalmatophilia: Heykeller, cansız mankenler yada hareketsiz herhangi bir şey ile uyarılabilmek
Algolagnia: Acıdan cinsel haz alma
Amaurophilia: Parnerinin yapay bir şekilde etrafını görememesinden uyarılma, gözlerinin bağlanması yada tamamen karanlık bir ortamda cinsel ilişki yaşanması.
Andromimetophilia: Erkek gibi giyinen dişilerle uyarılma.
Anililagnia: Genç erkeğin, yaşlı kadınlara karşı duyduğu cinsel arzu.
Apodysophilia: Soyunmaya, çıplak olmaya duyulan arzu.
Apotemnophilia: Sağlıklı bir uzvunun (parmak, dudak yada erkek cinsel organı) ampüte edilmesine karşı duyulan arzu.
Aquaphilia: Su yada suyla içli dışlı ortamlar tarafından uyarılma, jakuzi yada yüzme havuzları gibi.
Aretifism: Çıplak ayağı olan kişiler tarafından uyarılma. Retifism’in tam tersidir.
Asphyxiophilia: Boğulmaya duyulan cinsel istek. Nefes kontrol oyunu olarakta bilinir.
Autagonistophilia: Kamera karşısında yada sahnede olmaktan cinsel zevk almak.
Autassassinophilia: Hayati tehlikeler ile uyarılma.
Autoandrophilia: Bir dişinin, kendini erkek olarak hayal etmesi ile uyarılma.
Autogynephilia: Kişinin kendine kadın olarak aşık olması.
Biastophilia: Tecavüze uğramaktan cinsel zevk almak.
Celebriphilia: Ünlü birisi ile cinsel ilişkiye girme arzusu.
Chremastistophilia: Rehin alınma ile uyarılma.
Chronophilia: Aradaki yaş farkı çok fazla olan çiftler.
Coprophilia: Dışkıdan zevk almak yada dışkıya karşı duyulan cinsel arzu.
Crush fetish: Karşı cinsin yada kendisinin ufak yaratıkları (böcekler, minik hayvanlar) ezerek öldürmesi ile cinsel uyarılma.
Dacryphilia: Başkasının yada kendisinin ağladığını görmesi üzerine duyulan cinsel haz.
Dendrophilia: Molly Shannon’un “Superstar” filmi ile meşhur ettiği, ağaçlar yada büyük bitkilere duyulan cinsel istek.
Diaper fetishism: Bebek bezleri tarafından cinsel uyarılma. (diaper=bebek bezi)
Emetophilia (a.k.a. vomerophilia): Kusmuk’a duyulan cinsel istek.
Ephebophilia (a.k.a. hebephilia): Ergenlere duyulan cinsel istek.
Eproctophilia: Gaz (osurmak)’a duyulan cinsel istek.
Erotophonophilia: Cinayet işlemekten duyulan cinsel zevk. (Lust murder)
Exhibitionism: 3. şahısların cinsel eylem içerek hareketleri tarafından uyarılma (çeşitli edepsiz hareketler, porno izlemek, vb.)
Faunoiphilia: Hayvanların çiftleşmesini izleme tarafından uyarılma.
Fetishism: Cinsel olmayan yada alakasız çeşitli objeler yada nesneler yada kişinin vucüdündan bir bölümü tarafından kazanılan cinsel heyecan. Örnek: Balon fetişizmi, Göğüs fetişizmi, ayak fetişizmi (podophilia), kürk fetişizmi, deri fetişizmi, ruj fetişizmi, medikal fetişizm, külot fetişizmi, robot fetişizmi, kauçuk fetişizmi, ayakkabı fetişizmi, sigara fetişizmi, tayt fetişizmi, dental protez fetişizmi, transvestic fetişizmi.
Formicophilia: Böcekler üzerinde sürünme ile uyarılma.
Frotteurism: Kişinin rızasına aykırı olarak sürtünme yada dokunmaya karşı duyulan cinsel arzu. (Halk arasında fortçuluk olarak bilinen hede)
Galactophilia: İnsan sütüne karşı yada süt veren anneye karşı duyulan cinsel istek.
Gerontophilia: Yaşlı insanlara karşı duyulan cinsel istek.
Haematophilia: Kan içeren herhangi bir şeye karşı duyulan cinsel arzu.
Harpaxophilia: Herhangi bir hırsızlık yada soygun olayında kurban olma durumunda duyulan cinsel uyarılma.
Hematolagnia: Kana duyulan cinsel arzu. (Vampirism)
Homeovestism: Kendi cinsiyetini belli eden kıyafetler giymesine duyulan cinsel istek.
Hybristophilia: Adi suç işlemiş kişilere karşı duyulan cinsel istek.
Infantilism: Bir bebek gibi giyinmeden, davranmadan ve dayranılmadan duyulan cinsel haz.
Infantophilia: Özellikle 5 yaşında veya daha küçük çocuklara karşı duyulan cinsel istek. Bir çeşit pedofili.
Katoptronophilia: Ayna(lar)nın karşısında cinsel ilişki yaşamaktan duyulan cinsel uyarılma.
Kleptophilia: Hırsızlık yaparken uyarılma.
Klismaphilia: Lavmandan alınan cinsen haz.
Liquidophilia: Cinsel organa sıvı doldurma ile uyarılma.
Lust murder: Cinayet işlemekten duyulan cinsel zevk. (Erotophonophilia)
Macrophilia: Kendisinden daha büyük vücutlara yada daha büyük nesnelere duyulan cinsel arzu.
Maiesiophilia: Doğum yapan yada hamile olan kadınlara karşı duyulan cinsel arzu.
Masochism: Aşağılanma, dövülme, bağlanma yada bir şekilde acı çektirilmekten cinsel haz almak.
Mechanophilia: Arabalara yada makinelere karşı duyulan cinsel arzu.
Menophilia: Adet gören kadınlara yada adet görmeye karşu duyulan cinsel arzu.
Microphilia: Kendisinden daha küçük vücutlara yada daha küçük nesnelere duyulan cinsel arzu.
Mucophilia: Sümük’e karşı duyulan cinsel arzu.
Mysophilia: Kirli, pis, iğrenç veya çürümüş şeyler tarafından uyarılma.
Narratophilia: Genel ahlaka aykırı biçimde konuşma tarafından uyarılma.
Nasophilia: Burun için duyulan cinsel istek.
Necrophilia: İnsan cesetlerine karşı duyulan cinsel arzu.
Necrozoophilia: Hayvan cesetlerine yada hayvan öldürmeye karşı duyulan cinsel arzu.
Nepiophilia: 0 - 3 yaş arası çocuklara karşı duyulan cinsel arzu.
Olfactophilia: Çeşitli kokular tarafından uyarılma.
Pedophilia: Ergenlik öncesi dönemde olan çocuklara karşı duyulan cinsel arzu.
Peodeiktophilia: Kendi penisini ortalık yerde sergileme ile uyarılma.
Pedovestism: Çocuk gibi giyinmekten alınan cinsel haz.
Phalloorchoalgolagnia: Erkek cinsel organından acı ile uyarılma.
Pictophilia: Resimli pornografi yada erotik sanatlara duyulan cinsel arzu.
Piquerism: Başka bir insanın vucüdunu kesmek, bıçaklamak, bir şekilde nufüz etmekten alınan cinsel haz.
Plushophilia: Hayvan kostümünde olan insanlara yada doldurulmuş oyuncaklara karşı duyulan cinsel istek.
Pygophilia: Kalça hareketi ile uyarılma.
Pyrophilia: Ateşi izleme, ayarlama, duyma, hakkında konuşma ve fantezisini kurma tarafından uyarılma.
Raptophilia: Tecavüz etmekten duyulan cinsel haz, tecavüz fantezileride bu gruba dahildir.
Retifism: Ayakkabılar tarafından yada ayakkabı giyenler tarafından uyarılma.
Sacofricosis: Bir şeyi delerek, halk arasında farkettirmeden mastürbasyon yapmak.
Sadism: Acı vermeden duyulan cinsel zevk.
Schediaphilia (aka Toonophilia): Çizgifilm karakterlerine duyulan aşk yada cinsel arzu.
Sitophilia: Yemek (yiyecek herhangi bir şey) tarafından uyarılma.
Somnophilia: Uyuyan yada bilinci yerinde olmayan kişilere karşı duyulan cinsel istek.
Spectrophilia: Hayaletlere duyulan cinsel istek.
Sthenolagnia: Kas’a tapma, kaslı kişilere karşı duyulan cinsel istek.
Stigmatophilia: Vucüt modifikasyonlarına, dövmelere ve piercinglere karşı duyulan cinsel arzu.
Symphorophilia: Çeşitli doğal afetlere yada araba kazaları gibi olaylara tanık olma ile uyarılma.
Telephone scatologia: Müstehcen telefon konuşmaları yapmakla uyarılma.
Teratophilia: Şekli bozuk yada azman insanlara duyulan cinsel istek.
Transformation fetish: Bir objeye dönüşen yada herhangi bir nesneyi tasvir eden bir şeye dönüşmüş kişilere karşı duyulan cinsel haz.
Transvestic fetishism: Karşı cinsin kıyafetlerini giymiş kişilere karşı duyulan cinsel arzu.
Trichophilia: Saç ile uyarılma, saça duyulan cinsel istek.
Urolagnia: Sidik’e duyulan cinsel arzu.
Vampirism: Kan’a duyulan cinsel arzu. (Hematolagnia)
Vorarephilia: Başka birisini yada başka bir yaratığı yeme yada tarafından yenilme ile uyarılma.
Voyeurism: Başkalarının cinsel ilişki yaşamasını izlemekten duyulan haz.
Xenophilia: Yabancılara karşı duyulan cinsel istek. (bilimkurgu filmlerinde uzaylılara karşı duyulan cinsel istek buna örnek olabilir.)
Zoophilia: Hayvanlardan cinsel yada duygusal zevk almak.
Zoosadism: Hayvanlara zulmetmek yada onlara acı çektirmeyi cinsel eğlence olarak görmek.
Not: Sadizm ve Mazoşizm bazen Sadomazoşizm (sadomasochism) olarak aynı grupta toplanır.


Dipnot: Buradaki terimlerin türkçe karşılığı varmı bilmiyorum, zannetmiyorumda olduğunu, türkçe karşılık bulmayıda gereksiz buluyorum, o yüzden orjinal terimleriyle idare edelim şimdilik.
Devamını Oku

SADİZM,CİNSEL SADİZM,SADO MAZOSİZM

Cinsel Sadizim, seksoloji literatüründe, bir başkasına ya da başkalarına acı çektirerek veya kendine acı vererek cinsel tatmin eğilimlerine verilen adlardır. Krafft-Ebing'in bu deyimleri "tarihin en ünlü sadisti" Fransız Marquis de Sade'ın (1740-1814) ve "en ünlü mazoşisti" Avusturyalı Kont Leopol...d von Sacher Masoch'un (1836-1895) yapıtlarından esinlenerek kullanmasından bu yana, cinsel sadizm deyimi de karşılıklı acı çektirerek hazza ve doyuma ulaşılan cinsel ilişkiyi tanımlamakta kullanılmıştır. Bu tür ilişkilerin doğasından ötürü cinsellikle sadizim genellikle beraber var olabilir. Görünürde iki insanın birbirine zevk vermesiyle birbirine acı vermesi ters kavramlar gibi gelirse de tüm insan tutkularının birbiriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Nitekim Kinsey, cinsel zevkin doruğunda bulunan bir insanın davranışlarının şiddetli acılar içinde kıvranan bir başkasınınkinden pek farklı gözükmediğini savunur.


Kadınların ve erkeklerin yarısından fazlasının sevişme sırasında ısırılmaya olumlu tepki gösterdikleri; kadınların yüzde on ikisinin, erkeklerinse yüzde yirmi ikisinin sadist uyarılmalara karşılık verdikleri saptanmıştır. Bilinen bir gerçek de insan davranışlarının yaşam boyunca saldırganlık ve savunma kutupları arasında gidip gelmekte olduğudur. Kesin kaynağının ne olduğu bilinmemekle beraber, insanın doğasında saldırganlık dürtüsü vardır. Böyle bir içgüdü olmasaydı yaşama anne-babalarının çizdikleri koruyucu sınırlar içinde başlayan çocukların, zamanla bu sınırları aşarak kendi kişiliklerini ortaya koymaları, bireyselliklerini ilan etmeleri mümkün olmazdı. Bu özgür olma, bağımsızlaşma, tek başına güçlü olma arzusunun yanı başında korunmak, birlikte olmak, sevilmek arzusu da insanın yapısında doğuştan itibaren vardır ve bu iki karşıt güdünün ikilemi içinde dalgalanma, yalnızca; çocukluk çağına özgü değildir yetişkinlikte de sürer gider.


Cinsel sadizm, temelde, egemen olma-teslim olma, özgür olma-tutsak olma, mutlak iktidar-mutlak iktidarsızlık ikilemlerini içerir. Marquis de Sade ile Kont Leopold von Sacher Masoch'un sapmaları kadar hayal güçlerinin de büyüklüğünü gösteren öykülerinin fazla etkisinde kalanların sandığı gibi, acı çekme ya da çektirme, cinsel sadizm ilişkide birinci planda değildir. Genel olarak, sapmaların çocukluktaki suçluluk ve aşağılık duygularının yetişkin çağına sarkması sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu özellikle cinsel sadizm için geçerlidir, çünkü sadistçe davranışlar aşağılık duygusunu giderici etki gösterirler. Belirli bir olgunluğa erişmemiş kişiliklere cinsel edimin en korkutucu gelen yanı, cinsel zevke ulaşabilmek için egolarının denetimini yitirme zorunluluğudur. Oysa cinsel sadizmde bir taraf dürtülerinin denetimini tamamen bırakmaktan korkmaz; çünkü kendi iradesinin dışında onu denetim altında tutacak, ona egemen olacak biri vardır. Diğer taraf ise,

karşısındakini tamamen denetimi altına almakla kendi zayıflık hissinden doğan korkularını bastırır.


Sadizim, acı vermenin çok ötesine taşan bir kavramdır; sadistçe fantezilerin çoğu da zaten bağlamakla, hareketsizleştirmekle, ağız tıkamakla doludur. Sapığın asıl arzusu da acı vermek değil, üstünlük kurarak kendini tatmin etmektir. Bu bağlamda dövmeler, bağlamalar, doğrudan doğruya acı vermek için yapılan hareketler olarak değil, üstünlük kurarak erotik doyuma olanak verecek bir durum yaratmaya yönelik sembolik davranışlar olarak yorumlanmalıdır. Esasında, bir erkekle kadının sevişmeleri sırasında uygar yaşantılarında bastırmak zorunda kaldıkları saldırganlık dürtülerini özgürce dile getirmeleri son derece doğal ve olağandır. İçlerindeki bu tür dürtülere bir ifade yolu bulamayanlar yapay koşullar altında bu doyumsuzluklarını gidermeye çalışırlar..


Kesin olan Marquis de Sade'ın "Sodom'un 120 Günü" adlı yapıtından bu yana geçen üç, Leopold von Sacher Masoch'un "Kürkler İçindeki Venüs" adlı yapıtından ise yaklaşık iki yüzyıl sonra pornografik literatürün ve daha sonraları sinemanın en çok yararlandığı konulardan biri cinsel sadizm tabanlı ilişkiler olmuştur.

PARAFILI (CINSEL DAVRANIŞ SAPMALARI)

Freud’a göre, yetişkinlikte görülen cinsel davranış sapmaları, çocuğun Oidipal dönemde karşılaştığı sorunlarla da yakından alakalıdır. Cinsel Davranış Sapmalarının, yani Parafili’nin, birçok psikolog veya psikiyatriste göre farklı sebepleri ve kökenleri vardır. Freud’a göre erken çocukluk yıllarında cinsellikte ortaya çıkan bazı problemler, yetişkinlik döneminde kendini göstererek o yıllara doğru bir gerilemeye yol açar ve bu tarz sapmalar görülür. Kimi psikologlara göre ise, bireyselliklerine kavuşamamış ve otoriter anne imgesinden kurtulamamış kişiler, kimliklerini sürdürememe korkusunu yenmek ve kafalarındaki imgelere karşı bir zafer kazanmak için, bir ilaçmışçasına bu sapmalara yönelirler. Cinsel sapmalar arasında Sadizim ve Mazoşizm de yer alır.

Araştırmalarda, kadının mazoşizme; erkeğin ise sadizime daha yatkın olduğu ortaya çıkmıştır. Freud da, sadist davranışların kökenini aslında mazoşist eğilimlerden aldığı sonucuna ulaşmıştır. Yani bir başka kişiye acı vermekten dolayı yaşanan haz ve doyum, aslında acı çeken o kişiyle özdeşleşme ve mazoşist isteklerin o kişiye yansıtılıp onunla özdeşleşilmesi sonucu yaşanır. Psikolog Gabbard’a göre ise kurulan sadist düşlerin temelinde, çocuklukta kendilerine yönelen cinsel ve bedensel saldırıları tersine çevirme ve öç alma, kontrol kurma duygusunu tatma isteği vardır.

Mazoşizm ve Sadizimin yanında, teşhircilik, röntgencilik, fetişizm gibi davranışlar da cinsel sapmalar arasında yer alır. Aslen Parafili’ler iki ana gruba ayrılır. Bunlardan biri, cinsel davranış seçimindeki anormalliklere göre sınıflandırılmıştır:

Frotterizm: Halk arasında “fortçuluk” olarak adlandırılan “sürtünmecilik” hastalığıdır.

Koprofili: Dışkıdan cinsel haz alma.

Skatoloji: Cinsel ima taşıyan konuşma biçimleri ile cinsel haz alma durumu.

Sadizm ve Mazoşizm: Acı çekmekten veya acı vermekten cinsel haz alma.

Röntgencilik: Bir başkasını çıplak ya da cinsel ilişki sırasında izleyerek cinsel haz alma durumu.

Asiksifili: Bir başkası tarafından boğulma eylemi sırasında cinsel haz alma durumu.

Teşhircilik: Başkalarına cinsel organını onların rızası olmadan göstererek bundan cinsel haz alma durumu.

İkinci grupta ise cinsel obje seçimindeki anormallikler yer alır:

Fetişizm: Cinsel bölge olmayan, belirli bir objeden yoğun bir biçimde cinsel haz alma durumu.

Transvestizm: Kişide biseksüelite ya da homoseksüelite olmadığı halde, kadın elbiseleri giyerek cinsel haz alma durumu.

Pedofili: Bebeklere ve çocuklara cinsel yönden ilgi duyma durumu.

Zoofili: Hayvanlara karşı cinsel istek duyma durumu.

Nekrofili: Ölü insanlara karşı cinsel istek duyma durumudur.

Amerika Psikiyatri Derneği, cinsel davranış sapmalarının kıstaslarını son yıllarda oldukça sınırlamıştır çünkü cinsel tercihlerin yargılayıcısı olmaktan haklı olarak kaçınmaktadır. Bir davranışın cinsel davranış bozukluğu olarak nitelendirilebilmesi için,

- İnsan olmayan objelerin kullanılması,

- Kişinin cinsel partnerine ya da kendisine ciddi anlamda acı vermesi,

- Partnerini ya da kendisini aşağılayıcı davranışlarda bulunması,

- Cinsel davranışların; çocuklara, insan ya da canlı olmayanlara, veya rızası olmayan yetişkinlere yöneltilmesi kıstasları ele alınmaktadır.

Tüm bu Parafililer, yine Freudyen bir bakış açısıyla, Oidipal dönemdeki kimi işleyiş bozuklukları veya çocuklukta yaşanan kimi tatsız olaylarla, veya kimi psikologlar ve psikiyatrlar tarafından “yok olma tehlikesiyle karşılaşılan veya bir anne-baba modeli altında ezilen kimliği ispat etme çabasının yansıması”; ya da “şiddet duygularının cinsel şekle bürünmesi” şeklinde açıklansa da Parafili vakalarına henüz kesin açıklamalar getirilebilmiş değildir.


KRIMINAL ACIDAN : TECAVÜZ

Tecavüz gibi “sadizm” olarak adlandırılan bir çok suç şekli vardır. Taciz, tehdit, göz dağî verme ve teröristik girimsimler sadizm degildir. Öfke ile ortaya çıkan suçların sadizm ile ilgisi yoktur. Bu anlamda tecavüzcü çeşitlerini incelemek daha faydalı olur:

Güç edinimi: suçlunun saldırısını kendinin arzulanmamasına karsı duyduğu güvensizlikten dolayı normal gösteren, saldırgan olmayan davranış.

İstismarcı: öldürme eğilimi bulunmayan ve suçlunun içsel güvensizliğinden ve korkularından kaynaklanan, saldırgan olmayan davranış.

Öfke birikimi: yüksek derecede fiziksel ve cinsel agresif duyguların birikerek çoğalmasından doğan davranış.

Sadiktik: Tecavüzün yaralamak ve acı vermek amacıyla yapıldığı ve suçlunun cinsel zevkine hizmet eden davranış.


4. tecavüzcü turu sadiktik olarak adlandırılsa da, genel olarak tecavüzcü bilimsel olarak sadist degildir. Tüm kitaplar sadist bir tecavüzcünün cok nadir olduğunu kabul eder. Tecavüzün islenme nedenleri, genelde bir cok suca yol açan sebeplerle aynıdır. Kendine güvensizlik, özellikle alkolün ve uyuşturucunun etkisi ile kontrolü kaybetmedir. Buna karşılık, sadist ise daima kontrollüdür. Tecavüzcüler genelde sadistlerden daha genidirler. 12-24 yaslari arasinda islenen bir suçtur. Sadistler ise genelde 30’lu yaslarda veya daha yaslı ve daha farklı bir davranış gelişimi gösterirler. Bu nedenle, bazı tecavüzcü taypolojileri 2 çeşit gösterir: Güç ve öfke.


Birçok kriminoloji uzmanı, tecavüzün meşru olarak erkekliğin kanıtlanması ihtiyacından doğduğuna inanıyor. Erkekler, kendilerinin kadınlara karsı cinsel olarak saldırmasını toplum tarafından mal edildiğini düşünüyor ve gerçekte bazı düşünürlere Gore içgüdüsel olarak kadına sahip olma ve kontrol etme arzusu barındırdıkları öne sürülüyor. Ayrıca, eski zamanlardan beri bazı kültürel normlar da tecavüzcü kişinin yanlış fikirlerini beslemektedir.

Tüm bunları kavramak balkıda tecavüzcüyü anlamada etkili olacaktır: Bunlar; “çeyiz” olarak bilinen orta cağ kuralları fakir bir adamın kızına tecavüzü onaylar; Hıristiyan. Bilimsel olarak kadını değişken şehvetli ve erotik biç obje olarak görür; tarihe bakıldığında, resmi olmayan ordu kuralları düşman tarafın kadınlarını yağma eder; evlilikte tecavüz nedeniyle ayrılma ve bunun genişlemesi bildiğimiz bir kişinin tecavüzünü mazur görür; erkek üstünlüğüne dayalı gelenekler silah saldırısına zorlar; farmakolojinin gelişimi, korunmasız dışarıda yaşayan insanların tecavüzünü normal kılar; ve tabiki yaşın büyük olması kanuni tecavüze olanak sağlar. Tüm bunları içinde bulunulan duruma eklediğimizde ve suçluyu bu şekilde giydirdiğimizde tecavüzün mükemmel bir tanımı ile karsılaşıyoruz
Devamını Oku

KRİMİNOLOJİ NEDİR?

Suç ve suçlu her zaman ilgi çekmiş bir konudur. çünkü ünlü bir hukukçunun söylediği gibi "nerede suç var orada insan da var"dır. Suçun türü ise o denli çeşitli ve farklı olabilmektedir ki uzun zaman bu konuda çalışanlar standart tek bir tanım yapabilme konusunda başarılı olamamışlardır.

Suçun başlangıcının insanın var olmasına kadar dayandığını söylemek çok iddialı ve yanlış olmayacaktır. Her zaman için farklı boyutlarıyla çok farklı disiplinlerden çalışmacıların ilgisin çeken suç kavramı ile ilgili yapılan çalışmaların artmasıyla birlikte tüm bu çalışmaların tek bir başlık altında toplanması Kriminoloji bilimini yaratmıştır. Kriminoloji suç işleyen ve suça maruz kalan insanı inceleyen bilim daldır. Suçun işlenme yöntemleri ve ortaya çıkarılabilmesi ,ispatlanması için gereken çalışmaları kapsayan bilim dalı ise Kriminalistiktir.

Kriminolojinin temel tanımı suç ve suçlunun incelenmesidir. Kriminologlar bu temel iki terimin tanımında fikir birliği içinde değildirler. Bu da suç ve suçlu terimleri kullanıldığında bu terimlerin alternatif tanımları bulunması sonucunu getirmektedir. Ancak geniş anlamda suç ceza kanununun ihlalidir. Suçlular hüküm giymiş kişilerdir ve bu da kriminolojinin konusudur. öte yandan, kriminoloji insan haklarının ihlallerin ve tüm şiddet olgularını kapsamaktadır.

Kriminoloji şu konuları da kapsamaktadır

-Suç ve suçluların çeşitli şekillerinin boyutları, niteliği ve dağılımı ve analizi ,

- Suçun nedenlerinin analizi ve ilgili teoriler ,

-Ceza kanunları ,

-Polisiye işlemler, tutuklama gibi kanun ve cezai adaletin çeşitli süreçlerinin incelenmesi.

-Cezalandırmada farklı politika ve uygulamaların çeşitli şekillerinin analizi.


Penoloji , farklı ceza tedbirlerin etkililiği ile farklı ceza rejimlerinin toplumsal bakış açısıyla analizini kapsamaktadır. örneğin suçun meydana geldiği durumların çeşitli boyutlarını değiştirerek, suçluları tedavi ederek veya genel sosyal politikaları uygulayarak suçu kontrol etme, azaltma ve önleme girişimi çalışması bu kapsamdadır.

Viktimoloji , suç kurbanlarının incelenmesi-kurban durumuna düşürülmenin boyutları, dağılımı ve niteliği; suç ve cezai adaletteki rolleri ve onlarla ilgili politik boyutları kapsamaktadır.

Multidisipliner bir yaklaşım

Kriminoloji multidisipliner çalışmalar yapan bir bilim dalıdır. Kriminoloji başka farklı disiplinlerden yararlanmaktadır. Bunlardan öne çıkanlar Adli tıp , sosyoloji ,psikoloji, psikiyatri, hukuk, tarih ve antropolojidir. Bu disiplinlere biyoloji, coğrafya, ekonomi ve politik bilimler eklenebilir. çeşitlilik olumlu bir durum olabilir, ancak bu disiplinlerin her birinin kendi varsayımları, temel fikir ve kavramları, paylaşılan bir bilgi kümesi, incelemede belli bir odak noktasının bulunması, tercih ettiği inceleme yöntemleri ve politikalarını belirleyen, dünyaya bakış açıları vardır. Disiplinler, aynı zamanda da kendi içlerinde de farklılıklar gösterebilirler. Bütün bunlar kriminolojiyi entelektüel olarak zorlu bir disiplin haline getirmektedir. Kriminolojinin, belli bir konuya diğer disiplinlerin uygulanması olduğunu savunan görüş bunun bir disiplin değil bir çalışma sahası olarak görülmesinin daha uygun olacağını öne sürmektedir.



Bu yüzyılın ortalarından itibaren kriminoloji kendi bilimsel dergileri, uzmanlık birlikleri, profesörlük ve enstitüleri vb. ile farklı bir kimlik ortaya koymuştur. Bu disiplin üniversiteler ve devletler tarafından desteklenen onaylanan bir uzmanlık alanı haline gelmiştir. Bugün yöntemlerin incelendiği kriminalistik ile insanın incelendiği kriminoloji tüm boyutlarıyla en önemli bilim dallarından birisi olmuştur
Devamını Oku

SUÇ NEDİR? SUÇLU KİMDİR?

Michael ve Adler (1933) suçun yasal tanımını " Suçun en kesin ve en az belirsizlik içeren tanımı onun ceza kanunu tarafından tarafından yasaklanan davranış olduğudur. " şeklinde yapmışlardır. Ayrıca " suçluları suçlu olmayanlardan ayırt etmenin en kesin yolu suçlu bulunma ve bulunmama işlemidir' şeklinde bir kategorizasyona gitmişlerdir.

Suçun tanımı farklı zamanlara ve farklı toplumlara göre farklılık gösterebilir. Bu da, evrensel tanımlar kullanan araştırmacıların işini güçleştirmektedir. Bu açıdan son yıllarda ortak tanımlar üzerinde birleşilmeye başlanmış ,bu da çalışmaların anlaşılmasını kolaylaştırmıştır.



Kriminoloji bilimi suç ve suçlu davranışlarını araştırma amacıyla çalışmaların yapıldığı bilim dalıdır. Başlangıcından itibaren çalışmaların büyük oranda suçlu popülasyonu üzerinde olduğu gözlenmektedir. Pratikte, uzun yıllardır kriminologlar cezaevindekiler ile araştırma yapmışlar; cezaevi araştırmalar için uygun bir örneklem sağlamıştır. Ancak, cezaevindekilerin sadece suçlu bulunanlardan bir örneklemi oluşturduğu ve kanunu ihlal eden bütün kişileri temsil etmedikleri unutulmamalıdır.



Suç kavramının genişletilmesi

"Suç, ceza kanununun ihlali yönündeki, savunma veya mazeret olmaksızın yapılan ve devlet tarafından ağır veya hafif suç olarak cezalandırılan kasıtlı bir harekettir".



Edwin Sutherland işadamları ve uzman kişilerin meslek yaşamları boyunca işledikleri suçları beyaz yakalılar suçu olarak tanımlamıştır. Sutherland, yanlış reklam yapma, anti-tröst faaliyeti, emek/işçi sınıfı ilişkileri ve patentlerin, telif hakları ve patent haklarının ihlali konusunda mahkemelerin ve komisyonların aldıkları kararlar hakkında 70 tane büyük şirkette araştırma yapmıştır. Bu tip ihlaller konusunda 547 karar alınmıştır. Ancak, bu kararlardan sadece 49'u ya da % 9'u mahkemeler tarafından alınmıştır. Sutherland, geri kalan kararların işaret ettiği davranışların aslında suç davranışı olduğunu gösterme girişiminde bulunmuştur. Bunu, suçun tanımını genişleterek yapmıştır. Sutherland'a göre bu tanım iki şeyi içine almaktadır: Bir hareketin sosyal açıdan zararlı olarak yasal tanımı ve söz konusu hareket için verilecek cezanın yasal açıdan oluşması ' Bu tanıma göre, pratikte suç olarak işlem görmeseler de, şirketlerin bu geri kalan davranışları suç teşkil etmekteydi.

Sutherland, suçun tanımındaki sınıf önyargısına işaret etmektedir . Beyaz yakalılar hem yakalandıklarında daha yumuşak muamele görmekteydi hem de bu tip suçluların çoğu asla hemen tutuklanmamaktaydı. Ayrıca, eğer kriminologlar dikkatlerini genel olarak yapılan suç tanımı ile sınırlı tutarlarsa çalışmaları bir tip sınıf önyargısı içerebilir. Ayrıca, sözü edilen suçlar ve suçlular resmi suç istatistiklerinde nadir olarak yer aldıklarından kriminologlar tarafından da göz ardı edilme olasılıkları daha fazla olacaktır.

Ayrıca, Tapan (1947) mahkum edilmiş suçluların bütün suç işleyenleri temsil etmeyeceğini öne sürmektedir. Bunun nedeni, suçluların bulunması, aleyhlerine dava açılması ve haklarında hüküm verilmesindeki seçici işlemlerdir. Ayrıca, "mahkum edilmiş suçlular gerçekte kanunları ihlal etmiş olanlara en yakın kişileri temsil etmektedirler ve bu nedenle de çalışmanın odağı olmalıdırlar" Birini (ya da bir şirketi) bir suçtan mahkum edilmedikçe suçlu diye belirlemek yanlış olur. Ancak, Tapan'ın görüşü anahtar niteliğinde bir sorun içermektedir: mahkum edilmiş suçluların ceza kanununu bile ihlal edenleri temsil etmeme olasılığı olabilir ve bu suçlular hakkında genellemeler yapma girişiminde bulunanlar için ciddi bir problem oluşturabilir. Kanunu ihlal edip yakalanmamış olanların, kişinin kendi beyanlarına dayanan araştırmalar aracılığıyla (self-report studies) bulup çıkarılması girişiminde bulunulabilir. Ayrıca, bu şekilde kanun uygulayıcıları ve cezai adaletin işleyişlerine bakılarak hangi yönlerden seçici olduklarını tespit etme girişiminde bulunulabilir.



insan hakları ihlali olarak suç

Herman ve Julia Schwendinger (1970) suçu tanımlama yolu olarak yasal kurallardan çok temel insan haklarını (örneğin, kişisel güvenlik) belirleme yaklaşımı içerisindeydiler. Bu yazarlara göre, suçun tanımı kaçınılmaz olarak politiktir. Devletçe tanımı yapılan, kanuna tıpatıp riayet eden suç yaklaşımını kabul edenler belli bir devlet, statüko ve hizmet ettiği menfaatlerin işine yarama riskini almış olurlar. örneğin, belli grupların insan haklarına saldırıda bulunulduğu 1930'ların Nazi Almanyası'ndaki bir kriminoloğun konumu buna iyi bir örnektir. insan hakları bakış açısından, devlet suçu tanımlayan bir otorite değil, suçun faili olarak kabul edilebilir.



Bir sosyal yapı olarak suç

Eğer suç ceza kanunu tarafından belirleniyorsa, bunun nasıl ortaya çıktığı sorusu araştırılabilir. Ceza kanunun kendisi de sosyal olarak, özellikle sosyal, ekonomik ve politik olarak oluşturulduğu göz önünde bulundurularak incelenebilir. Bu bakış açısından suç, çeşitli güç derecelerindeki amillerin faaliyetlerinin sonucu olarak, belli tarihsel koşullar ile tanımlanır.

Eğer ceza kanunu sosyal bir yapı olarak inceleniyorsa, suç ve suçlu da bu şekilde incelenebilir. Bazı hareketler ve kişiler cezai adalet sistemi tarafından olası adaylar arasından suçlu olarak nasıl belirlenmişlerdir? Bu bakış açısından, suç ve suçlu üzerinde, geleneksel yaklaşımdan çok daha farklı bir şekilde odaklanılmaktadır. örneğin, ırk, sınıf veya cinsiyetin kişinin bir suçun şüphelisi durumuna gelmesi üzerinde ne gibi bir etkisi olduğu gibi sorular sorar. Bu yaklaşım suçlu hale getirme (criminalization) süreci ile ilgilidir. Böyle bir yaklaşım, kuralları kimin ihlal ettiğinden çok kimin koyduğu, kimin zorunlu kıldığı üzerine odaklanır.

Bu yaklaşımın başlıca odak noktası suçlu hale getirme (criminalization) süreci olduğundan suçlunun ilk hareketini, anlamını ve arkasındaki nedenleri ihmal edebilir. Suçlu hale getirme (criminalization) çalışmasının geleneksel cezai adalet sisteminin ve çoğu kez de kriminolojinin dikkatinden çoğu kez kaçan alanların (çocuk istismarı, aile içi şiddet, beyaz yakalı suçu ve işkence, ortadan yok olmalar, etnik temizlik ve soykırım gibi devlet suçları) çalışılması ile desteklenmelidir. Belki de, tartışmalarda çoğu kez birbirleriyle karıştırılan üç soruyu ayırt etmek yararlı olacaktır:

- Suç nedir?

- Suçlu kapsamına ne girmelidir?

- Kriminoloğun çalışma kapsamına ne girmelidir ?



Bu sorular çağdaş kriminolojide hala önemli bir yer tutmaktadır ve özellikle politik olarak radikal bir konumdan çalışan ve beyaz yakalı suçu gibi alanlarda çalışanlar tarafından sıklıkla yeniden gündeme getirilmektedirler. Kriminoloji her geçen gün kriminalistik yöntemlerle birlikte en çabuk gelişen ve dinamik bilim dalı olma özelliği göstermektedir.
Devamını Oku

İdamlık Satanist Yeni Hayatına Alışmaya Çalışıyor

Echols'ın üç izci çocuğun vahşi öldürülmesiyle ilgili olarak suçsuzluğunu ispatlamak için verdiği yaklaşık 20 yıllık mücadele beklenmedik bir anlaşmayla sonlandı.

Batı Memphis Üçlüsü olarak bilinen, Echols ile beraberindeki Jason Baldwin ve Jessie Misskelley geçtiğimiz Cuma günü cezalarının düşürülmesi karşılığında suçlarını kabul ettiler ve cezaevinde kaldıkları 18 sene göz önünde bulundurularak serbest bırakıldılar.

Ancak masum olduklarını halen kanıtlayamayan üçlünün bu doğrultudaki savaşı sürüyor.

Bir dönem infaz gününe sadece 3 hafta kadar uzak olan Echols şimdi cezaevi dışındaki yaşamı tekrar öğreniyor.

Batı Memphis’te 1993 yılında üç çocuğun cansız bedenlerinin bulunduğu nehrin yakınlarındaki lüks bir otelin lobisinde konuşan Echols, “Bütün günümü ve neredeyse tüm geceyi iPhone benzeri şeylerin nasıl kullanıldığını anlamaya çalışarak geçirdim” dedi.

Echols, “Bir dakika Yargıç (David) Laser ile ilgili bir şeye bakıyorum. Bir sonraki dakika ekranda porno siteleri çıkıyor” diye konuştu.

Üç zanlı arasında idama çarptırılan tek mahkum olan Echols, zaman içinde Batı Memphis Üçlüsü’nün yıldızı haline geldi.

Echols, Cuma gecesini otelin terasında taraftarlarıyla birlikte geçirdi. Echols’ın taraftarları arasında Pearl Jam grubunun solisti Eddie Vedder ve Dixie Chicks’ten Natalie Maines de vardı.

İçkiler su gibi tüketildi. Ve bol bol kucaklaşıldı. Özellikle de 18 yıl boyunca çok fazla fiziksel kontakta bulunmayan bir adam için bu önemliydi.

KARAR HERKESİ MUTLU ETMEDİ

Ancak Echols’ın özgürlüğü herkesin hoşuna gitmedi. Öldürülen çocuklar Michael Moore, Steve Branch ve Christopher Byers’ın bazı akrabaları Batı Memphis Üçlüsü’nün hala suçlu olduğuna inanıyor.

Sekiz yaşındaki çocuklar Mayıs 1993’te elleri ve ayakları bağlanmış, çıplak bir halde bulundu. İkisi bir drenaj hendeğinde boğulmuştu. Diğeriyse kan kaybından ölmüştü. Olayı araştıran polis, sürekli siyah renkli elbiseler giyip, heavy metal dinleyen ve sorunlu bir genç olan 18 yaşındaki Echols’a odaklandı. Echols’ın, çocukların kaybolduğu gece üzerinde çamur olduğu bilgisine ulaşıldı.

Echols’ın arkadaşlarından 17 yaşındaki Misskelley, 12 saatlik polis sorgusunun ardından cinayetleri Echols ve o dönem 16 yaşında olan Baldwin’le işlediklerini söyledi. Tecavüz ettikleri çocukları daha sonra vahşice öldürdüklerini söyleyen Misskelley, daha sonra bu ifadesinden döndü ancak üçlü mahkumiyetten kurtulamadı. Üstelik yapılan otopside çocukların cinsel saldırıya uğramadığı ortaya çıkmıştı.

Miskelley, ömür boyu hapis artı 40 yıl, Baldwin şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapis, Echols ise idama mahkum edildi.

Geçtiğimiz sonbahar, Arkansas Temyiz Mahkemesi, Batı Memphis Üçlüsü için yeni bir duruşma isteyerek, yargıçtan jürinin görevini kötüye kullandığı iddialarını ve yeni DNA biliminin davanın sonucunu değiştirip değiştiremeyeceği konusunu değerlendirmesini talep etti. Sonra aniden sanıklarla savcılar uzlaştı.

MASUMİYETLERİNİ KANITLAMAKTA KARARLILAR

Bu eşine az rastlanır nitelikteki hukuki manevra, Batı Memphis Üçlüsü’nün masum oldukları iddiasını sürdürmelerine izin veriyordu. Ancak sabıka kayıtlarında halen cinayet suçu gözüktüğü için, üçlünün destekçileri çocukların katillerinin bir an önce bulunmasını istiyor.

Bu amaçla para toplanması için oluşturulan grubun kurucuları, milyonlarca dolar tutması beklenen DNA testlerinin bedelini karşılamaya hazır olduklarını ifade ediyor.

Grubun kurucu üyelerinden Peck, "Gerçek katil veya katiller hapse girmeden bu iş bitmeyecek” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/planet/18543853.asp
Devamını Oku

HİSTORY CHANNEL' DEN SUİKASTLAR BELGESELİ

Devamını Oku

SERİ KATİL NEDİR?

Duyduklarını iddia ettikleri ilahi seslere uyarak veya kendine misyon yükleyerek yada cinsel dürtü, heyecan, menfaat veya kendine güveni artırmak için adam öldürme, kan dökme arzusu hazını gerçekleştiren ve bunu yakalanana, ölene veya misyonunu gerçekleştiren kişilere seri katil denir.

Bir katilin seri cinayetler işlediğini kabul edilmesi için ABD'ye göre şu kriterleri taşıması gerekir:

- Günlük yaşamını devam ettiren kişiler olmalıdırlar.(Akıl hastaları seri katil sayılmaz)
- En az 3 cinayet aynı yöntem, silah ve benzer törenle işlenmiş olması gerekir.
- Kurbanlar genellikle tanınmamış kişiler arasından seçilmesi.
- çoğunun çocukluğunda kötü muameleye veya tecavüze uğraması

Her çok sayıda cinayet işleyen seri katil olamaz. örneğin; ani bir cinnetle önüne gelen öldürenlere ya da terör amaçlı toplum katliamı yapanlara veya suç örgütü adına adam öldürenlere de seri katil denmez. Ayrıca seri katiller durdurulana, ölene ya da misyonunu gerçekleşene kadar cinayet işlemeye devam edene denir.

Seri katiller genelde akıl hastası sayılmazlar ve cezai sorumlulukları vardır. Bu kişilerde genelde karakter ve kişilik bozukluğunun bulunduğu söylenir.
Bütün ruhsal bozukluklar evrenseldir. Ancak bunun dışavurumu ülkeden ülkeye, kültürden kültüre değişmektedir.

Birçok seri katil cinayetten sonra bir sakinleşme dönemine girer. Buna "Colling down" denir. Bu durumda cinayeti hafızasında taze tutabilmek için hatıra alırlar. istisnalar dışında genelde tek başına cinayeti işlerler, ölülerin etini yiyebilirler ve ölü sevicilikten hoşlanabilen tiplerdir. Aşağılık duygusuna sahiptirler. çocukluk döneminde cinsel tacize uğramış olabilirler. Seri katillerin %90' u erkektir.

Erkek seri katillerin birçoğu çocukken cinsel tacize uğramış. Birçoğuna kız kıyafetleri giydirilmiş. Mesela Charles Manson'un çocukluğunda amcası tarafından okula etekle yollanması ve sürekli olarak "Birgün sen de erkek olmayı ve kavga etmeyi öğreneceksin" diye alay ettiği anlatıyor.

Doktor seri katiller de vardır. Bunların öldürme güdülerinin altında yatan neden psikiyatristlere göre; kontrol etme arzusu yani gücü elde tutma isteğidir. Bir başka deyişle kimin yaşayıp kimin ölmesine gerektiğine karar verme güdüsü.(Tanrı Sendromu)

Seri katiller üzerinde Hollywood filmlerinin etkisi de mevcuttur. Bu tür filmler bir seyirci patlamasıyla incelenir. insanlar onlardan kahramanlar bile yaratabilirler. Bu filmler seri katillere kılavuz olur, hatta türlü fantezilerin kafalarına yerleşmesine sebep olur.

Yapılan bir araştırmaya göre seri katilerin hepsinin ortalama zeka düzeyinin üstünde oldukları saptanmıştır. Kurbanların seçiş biçimleri, kusursuz cinayet planları ve arkalarında hiçbir ipucu bırakmama konusundaki özenleri onların zeka düzeyini ortaya koyuyor. Uzmanlar seri katillerle ilgili iki temel özellikleri üzerinde birleşiyor; sadizm ve seksüel şiddet. Kurbanlarına rahatsız etmeden yaklaşıyor, sözlü iletişim kurduktan sonra onları rahatlıkla öldürebilecekleri bir alana götürüyorlar. Cinayetlerini, genellikle cinsel ağırlıklı bir işkenceden sonra gerçekleştiriyorlar. Kurbanlarını kendilerine ait bir silahla öldürdükten sonra arkada iz bırakmamaya özen gösteriyorlar.

Kurbanlarını asla cinayet mahallinde bırakmıyorlar. Uzmanlar, bunu "cesedin bulunmasını engellemek ve güvenlik güçleriyle alay etmek" şeklinde açıklıyorlar. Güvenlik güçleriyle alay etmeye karar veren katiller, cesetleri şehrin en işlek yerlerine, park, karayolu, gibi kolay bulunabilecek yerlere taşıyorlar. Polisin hangi yöntemlerle cinayeti çözmeye çalıştıklarını bildiklerinden gelişmelerini medya aracılığı ile takip etmeye büyük özen gösteriyorlar. Bu arada medya aracılığıyla da gelişmeleri takip ederek, yakalamamanın çaresini arıyorlar.

ABD'de her yıl 35'in üzerinde seri katilin cinayetler işlediği, seri cinayetlerin sayısı her geçen gün arttığı tahmin edilmektedir.

Seri katiller üçe ayrılır:

Görevli (mission) seri katiller
Görevli seri katiller suç işlemek için makul seviyede, belirli bir grup insana ihtiyaç duyarlar. Bu tipler psitotik değildirler. Gerçek hayatın içinde, gerçek bir yaşam sürerler. Diğer taraftan da dünyadan bazı insanları temizlemek için kendilerine görev çıkarırlar ki bu insanlar, fahişeler, Katolikler, siyah erkekler veya bunlar gibi herhangi bir grup olabilirler. Bu tip katiller hem düzenli nansosyal hem de düzensiz asosyal kişiler olma ihtimali kuvvetlidir.

Şehvet delisi (hedonistic) seri katiller
Şehvet delisi seri katillerin suçları işlem/süreç merkezli olarak tanımlanabilirler ki suçu tamamlamaları, suç işleme süreçleri daha kısa ve davranış merkezli olan görevli ya da hayalci katillerin tersine, genelde zaman almaktadır. Süreç merkezli cinayetler kişiyi baskı altına alma, işkence, parçalama, vücudun bir parçasını koparma veya değişik korkunç yöntemleri içerir.
Jery Brudos adındaki katil ilk kurbanının bacağını, diğer iki kurbanının ise göğüslerini koparıp almıştı. Ken Branchi ve Angelo Buano işkence yaparak öldürmek için genç kızları evine götürmüştü. Genelde kurbanlarının başına plastik poşet geçirip kendilerinden geçmelerinden sağladıktan sonra onları ayıltarak dini bir ayin yapıyormuş gibi zulümlerine devam ediyorlardı.
Arıca bu tip katiller zekidir ve eğer birde devamlı yer değiştiriyorlar ise yakalanmaları yıllar sürebilir.

Hükmedici (power/control) seri katiller
Seri katiller kurbanlarının üstünde elde ettikleri kontrol ve hükmetme hissinden cinsel tatmin duyarlar. ilk mülakatında bir seri katil,"bir insanın hayat ve ölümüne karar verebilme gücünden daha büyük ne olabilir ki" demiştir.
Genç bir bayanı öldüren seri katilin, cinayet işlemesinde saik, cinsel zevkten çok kurbanı kontrol etmek, üstünden güç uygulayarak kurbanın acizliğini hissettirmektir. O, başka bir insana ne isterse yaptırabileceğine olan inancından dolayı çeşitli tatminlere ulaşır.
Bu tip katiller psikolojik olarak gerçeklere bağlıdır. Hareketleri psikopatik veya düzensizlikten kaynaklanıyor olabilir. Bu tipler sosyal kurallara ve kendi değerlerden uzaktır. Bunları görmezden gelir.Gerçek bir psikopat gibi kendi kural ve prensiplerini yaşar.öldürme tipleri işlem/süreç merkezlidir ve cinayetlerini öldürme eyleminden aldıkları zevk ve psikolojik tatmin yüzünden uzatabilirler.Bir çok seri katil gibi, bu tip seri katiller cinayetlerini eleriyle işleme, özellikle boğarak öldürme eğilimindedirler.

Seri katillerin genel özellikleri
çoğu seri katil, beyaz erkek, 25–34 yaş arası, çekici, karizmatik, polislerle içli dışlı veya polisiye olaylara meraklı olmak gibi ortak özellikler taşırlar. Bu tanıma en güzel örnek Ken Branchi'dir. Ama bazı istisnalar da mevcuttur. örneğin, Otti Toole, hiç de çekici olmayan, diğer seri katillere göre daha yaşlı ve daha az zekiydi.
Seri cinayetlerde kişilik dejenerasyonu doru bir eğilim görünür. Her defasında planlama daha da azalır, cinayetler arasındaki zaman azalırken cinayetlerdeki şiddet artar.

Seri katillerin ortak özellikleri
1. %90'ı beyaz erkeklerden oluşuyor.
2. Zekidirler. IQ'ları normalin üstündedir.
3. Yüksek IQlu olmalarına rağmen okullarında başarılı değillerdir, uzun süreli bir işte çalışamazlar ve çoğunlukla vasıfsız işçi olarak çalışırlar.
4. Dengesiz ailelerden gelirler. Tipik olarak babaları çocukken onları terk etmişlerdir ve otoriter anne tarafından büyütülmüşlerdir.
5. Ailelerin geçmişinde suçlular psikolojik sorunları olanlar ve alkol bağımlıları vardır.
6. Babalarından ve annelerinden nefret ederler.
7. Genelde çocukken fiziksel, psikolojik ve cinsel tacize maruz kalırlar.
8. Birçoğu çocukluğunu bazı devlet kurumlarında geçirmiştir ve erken yaşlarda psikiyatrik sorunlar göstermeye başlamışlardır.
9. Küçük yaşlardan itibaren fetişizm, röntgencilik ve sadomazoşist pornografyaya ilgi duyarlar.

Eğer seri cinayet olabilecek cinayetler bir yerde kesiliyorsa, buna etki eden faktörü henüz bilinmeyen katili hayatındaki olumlu bir gelişme olabilir. Katilin hayatında olan iyi şeyler onu karışık düşünme aşamasında geçici de olsa tutabilecektir. Hayatında onun algılamasını değiştirecek ona meydan okuyacak bir terslik veya bir pürüzle karşılaştığında yine "düşüş" aşamasına geçerek öldürmeye başlayabilir.

Bir bakıma tüm seri katiller bir ölüm arzusu olduğu açıktır; mümkün olan en fazla sayıda insana ölüm getirmek isterler. Fakat bu terimi Freudeu anlamda kullanacak olursak, birçoğunun ölüm arzusu vardır, kendi yokoluşlarını gerçekleştirmeye yönelik bir arzu

Ateşli ve öfkeli ahlak savunucularına göre seri katiller oyun kartları küçük çocukları kan delisi sosyopatları örnek almaya teşvik etmektedir. Bazı cani manyakların da kötü şöhretli katillerin kanlı eylemlerinden ilham aldıklarından şüphe yoktur.
Devamını Oku

ASAYİŞ POLİSTEN İNTERAKTİF HİZMETLER-KİMLİĞİ BELİRSİZ CESETLER

Asayiş İnteraktif hizmetler - Kimliği belirsiz cesetler

Bu bölümde, ülke genelinde bulunmuş ve kimlikleri tespit edilememiş cesetlere ait bilgiler yer almaktadır. Ceset fotoğraflarının özellikle çocuklar tarafından izlenmemesi önemle rica olunur.

Eğer 18 yaşından küçükseniz LÜTFEN Bölümü kullanmayın.

Tanıdığınız veya kimlik bilgileri hakkında bilgi sahibi olduğunuz ceset ile ilgili olarak lütfen bizi arayınız.

http://www.asayis.pol.tr/kbcara.asp


Devamını Oku

CİNLERDEN KURTULMAK İÇİN NE YAPMALI?

[Bu yazı ; cinlerden kurtulmak için yardım isteyen,ne yapması gerektiğini sûal eden kimseğe yazılmıştır.Bunlar denenmiştir ve fâidelere biiznillahi teâlâ kavuşulmuştur.

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü


Âlemlerin Rabbi olan Allahü teâlâ'ya sonsuz hamd ü senalar olsun.Onun ''celle celalühü'' âlemlere rahmet olarak gönderdiği en sevgili kulu Muhammed Mustafâya salât ve selâm olsun.Peygamber efendimizin ''aleyhissalatü vesselâm'' günâhsız,her türlü aybdan,kusûrdan uzak Âline ve Eshâbına da düâlar ve selâmlar olsun !


İşte budur miftah-i genc-i kadim;
Bismillâhirrahmânirrahîm


Yazımızı Besmeleyle başlayarak yazıyoruz...

Siteye yazmamağa karar vermiştik.Fekat yardım için sözü bozup,yazıyoruz.Allahü teâlâ günahlarımızı afv u mağfiret eylesin.Âmin

Öncelikle geçmiş olsun.Allahü sübhânehü ve teâlâ maddi ve manevi hastalıklarınıza şifâlar ihsan eylesin.Sizi,bizi ve tüm ümmet-i muhammed'i her türlü şerden ve şerli varlıktan korusun.Âmin.

Size bu durumda birkaç tavsiyelerimiz olacak.Bunları uyguladığnızda bi iznillahi teâlâ şifaya kavuşursunuz.Şifa da,hastalıkta,hayırda,şerde Allahü teâlâ'dandır.Nimete,belaya değil,gönderene bakıp,hâlimize şükredebilmek dûasıyla...

Hazret-i Gavsüs Sakeleyn (Cinlerin ve insanların yardımcısı) Pir Abdulkâdir Geylani hazretlerini ''kaddesallahü teâlâ esrarehul azîz'' bilir misiniz ? O evliyanın büyüklerindendir.Gavsül Azam'dır.Ona bu ismi Cenab-ı Hak ihsan etmiştir.Zor da kalan mü'minlere bi iznillah yardım eder.Allahü teâlâ ona bu gücü vermiştir.Önce bu büyüğün hayatını araştırmanızı ve okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Bu büyüğü tanıdıktan sonra,ona karşı kalbinizde bir sevgi olur,inşâallahü teâlâ.

'' Evliyalar güzeldir,Eshab-ı kiram çok güzeldir.Peygamber efendimiz ''aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât'' en güzeldir. ''


Allahü teâlâ'nın dostlarını seven birgün gelir,evliyalar divanına kaydolur.Bu yüzden size en tesirli ilaçlardan birisi,bu büyüklerin hayatlarını insafla okumaktır.

'' Onların hayatlarında gizli nasihatlar saklıdır.O nasihat ki,insanı yanlıştan doğruya yöneltir. ''


Bu büyüklerin hayatlarını okuyunca,onları seversiniz ve onlar gibi olmağı istersiniz.Bu vesile ile nemâzlara başlarsınız.Onlara olan sevginiz hürmetine Allahü teâlâ sizin günahlarınızı mağfiret eder,sizi doğru yola yöneltir.5 vakit nemâzını kılan kimse Allahü teâlâ'nın hıfzı emanında olur.Dûaları makbul olur.Bu itibarla bu çok önemlidir.

Bir Hadis-i Şerif Meâli: "Beş vakit Namazı kasten, Mazeretsiz Terk eden, Allah’ın hıfz ve Emanından Mahrum olur." [İbni Mace]

Yukarıda Hazret-i Es-Seyyid Abdulkadir Geylani hazretlerinden bahsetmiştik.Zora düştüğünüz zemân,3 ihlas-ı şerif ve 1 fatiha-ı şerif (yahut 11 ihlas-ı şerif,1 fatiha-ı şerif) okuyup,ondan hâsıl olan sevabı Peygamber efendimiz'e ve Abdulkadir Geylani hazretlerinin ruhuna hediye edin.Sonra Cenab-ı Hak'tan ne dilerseniz dileyin.Bi iznillahi teâlâ düanız -hakkınızda hayırlısı ise- kabûl olur.Çok sıkıntılı olduğunuz zemânlarda,bu cinleri görmeğe başladığınızda gene 3 ihlas-ı şerif ve 1 fatiha-ı şerif okuyup,''Yetiş Ya Abdulkadir Geylani,Medet ya Abdulkadir Geylani,Yetiş Ya Gavsül Azam,Medet ya Gavsül Azam'' diyerek medet çekiniz.

Bi iznillah Pir-i Azam'ın ismini duyan bu cinler,kaçarlar.Ve Seyyid Abdulkadir geylani bi iznillahi rahmân imdadınıza yetişir.O evlad-ı resuldür.Pek heybetliydi.Bakışları pek keskindi.Öyle ki ; görenleri etkisi altına alırdı.Bu yüzden ona ''Bâzullah'' (Allah'ın Şahini) denmiştir.Bu bakışlara marûz kalan cinler,kaçacak delik ararlardı.Onu görünce korkuya kapılır,kendilerinden geçerlerdi.İsmini işitince korkudan diz çökerlerdi.Allahü teâlâ bu gücü,salahiyeti dilediğine verir.O pek büyük lütüf sahibidir.

Abdulkadir Geylani hazretlerinin hayatını okuyup,yukarıdaki dediklerimiz, yaparsanız biiznillahi teâlâ tesirini görürsünüz.

Aktab-ı Erbaa (Dört Kutup) Abdulkadir Geylani hazretleri,Ahmed er Rufai hazretleri,Ahmed-i Bedevi hazretleri,İbrahim Desuki hazretleri'dir. ''rahmetullahi aleyhim ecmain'' Bu velilere yardım etme izni verilmiştir.Bu velilerin hayatlarını okuyun... Sonra bu velilerden yukarıda bahsettiğimiz şekilde bi iznillah yardım isteyin,Allahü teâlâ'nın izniyle şifaya kavuşursunuz.Şifa Allahü teâlâ'dandır.

Dûaların kabûl olması için mutlaka 5 vakit nemâzı kılmak gerekir.Günahlardan kaçmak,emredileni yapmak gerekir.Ehl-i sünnet itikadı üzere olmak gerekir.Bunları yapmağan kimsenin duasının kabûl olması pek zordur.Bu yüzden ''Ya Rabbi dinimi doğru şekilde öğrenmek istiyorum.Nasib et'' diye ihlaslı bir şekilde dua eden,doğru yola kavuşur.Allahü teâlâ dinini doğru olarak öğrenmek isteyene,bunu nasib edeceğine söz verdi.Allahü teâlâ sözünden dönmez.

Bir âyeti kerime meâli: ''Allah vaadinden dönmez.'' (Rûm Suresi)

Bu yüzden her müslimanın yapması gereken böyle dûa etmek ve ehl-i sünnet itikadını doğru yerden öğrenmektir.İlim öğrenmektir.Bu itibarla size ve diğer kardeşlerime ''Seadeti Ebediyye Tam İlmihâl'' kitabını tavsiye ederiz.Her gün ''Ya Rabbi bilerek yahut bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söyledimse yahut bir iş yaptıysam tevbe ettim.Beni Affet'' diye düa etmelidir.Böyle düa eden affolur.Küfre sebep işleri ve sözleri öğrenmelidir.Bunlardan sakınmalıdır.Ölçüyü kaçırmamalıdır.Ölçüyü kaçıranların sonu cehennem-e zümaradır.Ölçü emredileni yapmak,yasak edilenden sakınmak,ehl-i sünnet itikadı üzere olmaktır.Bu yüzünde ilim öğrenmeli,dediğimiz kitabı okumalıdır.Bu nefse elbette ağır ve zor gelir.5 vakit nemâzı kılmakta nefse ağır gelir.Bunun içindir ki ; ihlas sahibi olmalıdır.İhlas sahibi olabilmek içinde Peygamber efendimizin ''aleyhissalatü vesselam'',Ashab-ı Kiramın,Evliyaların hayatlarını okumalıdır.Hayatları okuduktan sonra Habibullah'ın,Evliyaların aşkıyla insan yanmağa başlar.Onları seven,Allahü teâlâ'yı sevmiş olur.Bizim Allahü teâlâ'yı sevmemiz,O'nun sevmesiyledir.Bizim O'nu zikretmemiz,O'nun bizi zikretmesiyledir.O bizi sevmese,zikretmese,biz O'nu ''celle celalühü'' sevemeyiz ve zikredemeyiz.Bunun için bu büyüklerin hayatlarını okumak pek önemlidir.Bununla birlikte ilim öğrenmeli,5 vakit nemâz'a başlamalıdır. [Silsile-i Aliyye büyüklerini googledan araştırınız.Bu büyüklerin hayatlarını okuyunuz.Onlar kabe-i muazzamayı görünce; ''Ya Rabbi bizi seveni dostun eyle'' diye dûa etmişler ve bu duaları kabul olmuştur.Dileğine kavuşmak için, iki rekât namaz kılıp, sevabını silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife)]

Aşağıda hadis-i şeriflerle vereceğimiz ve tavsiye edeceğimiz dûalarıda yapmalıdır.

Büyüden ve Cinden Korunmak için Okunması Gereken Dûalar

Allahü teâlâ, her şeyi sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak gerekir. Her şeyin yaratılmasında ortak olan manevi sebep, sadaka vermek, 70 kere (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Ruhi sıkıntıların çoğu, cinden ve büyüden meydana gelir. Ruhi hastalıklar, sara ve cinden korunmak için, kıymetli kitaplarda bildirilen dualardan bazıları şunlardır:
1- Euzü Besmele ile Fatiha suresini okumalı.

2- Euzü Besmele ile iki Kul-euzü okumalı.

3- Bir miktar suya Âyet-el kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn [Nas ve Felak] surelerini okumalı. Büyü yapılan kimse bundan üç yudum içmeli, kalan su ile gusletmeli.

4- Sedir ağacının 7 tane yeşil yaprağı ezilip su ile karıştırılır. Üzerine Âyet-el kürsi, İhlas ve Kul-euzüler okunur. 3 yudum içip geri kalanla gusledilir.

5- Üç kere Salevat ve Fatiha, Âyet-el kürsi, Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri yedişer defa okunup hastaya üflenir. Bunlar tekrar okunup hastanın yatağına, evin her yerine, bahçeye üflenir.

6- Fatiha, Âyet-el-kürsi ve 4 Kul [Kâfirun, İhlas, Felak ve Nas sureleri]yedişer kere okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar, hayvan sokması ve bütün dertler için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de olur.

7- Sabah akşam, Bekara suresinin başından 4 âyet ve Âyet-el kürsi ile, Âyet-el kürsiden sonraki iki âyeti ve Bekara suresinin sonundaki 3 âyet, delinin üzerine okunursa, iyi olur.

8- Sabah akşam 24 kere Estağfirullah denir, sonra (Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir. Sonra 11 İhlas ve 7 kere Fatiha ve 33 kere, Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okuyup, sevabı Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın ve Evliyanın ve sonra isimleri okunarak Silsile-i aliyye büyüklerinin ruhlarına hediye edilir. Bunların hürmetine şifa vermesi için dua edilir. Her gün sabah-akşam böyle dua edilir.

9- Günde 500 kere (La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okumalı! Başlarken ve bitirince yüz kere salevat getirmeli. [Bunu her gün muhakkak okumalı, ihmal etmemeli.]

10- Ha-Mim Mümin suresinin başından masir’e kadar ve Âyet-el kürsi okumalı.

11- La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh lehülmülkü velehülhamdü vehüve alâ külli şeyin kadir okumalı.

12- Cuma günü seher vakti, sağ elinin içine Nisa suresi 99. Âyeti, vemen yahruc’dan rahimâ’ya kadar yazılır, sonra dili ile yalanıp yutulur. 40 yıllık büyü de olsa çözülür.

13- Sar’adan kurtulmak ve cinden korunmak için Âyât-i hırz okunmalıdır! Âyât-i hırz, şu sure ve âyetlerdir:

Fatiha,
Bekara 1, 2, 3, 4, 5 ve 163, 164 ve 255, 256, 257 ve 285, 286,

Âl-i İmran 18,19. âyetten sadece: “İnneddine indellâh-il-islam” kısmı,
Âl-i İmran 26, 27 ve 154,

En’âm 17,
A’râf 54, 55, 56,

Tevbe 51 ve 128, 129,
Yunüs 107,

Hud 56,
İbrâhim 12,

İsrâ 43 ve 110, 111,
Mü’minun 116, 117, 118,

Ankebut 60,
Rum 17, 18,

Fatır 2,
Yasin 83,

Saffat 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 180, 181, 182,
Feth 27, 28, 29,

Rahmân 33, 34, 35, 36,
Hadid 1, 2, 3, 4, 5,

Haşr 21, 22, 23, 24,
Cin 1, 2, 3, 4, 5, 6,

Buruc 20, 21, 22,
İhlâs, Felâk ve Nâs sureleri.

Âyât-i hırz nasıl okunur?
Abdest alınıp, 7 istiğfar ve 11 salevat okunup, hastanın sıhhatine niyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki defa hasta üzerine okunmalı, işaretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifa buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her defası sonunda, bir Fatiha okuyarak sevabı, Peygamber efendimizin ve Behaeddin Buhari, Ahmed Rıfai ve imam-ı Rabbani hazretlerinin ruhuna hediye edilmeli. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Muradı hasıl olur.

Peygamber efendimizin üç türlü ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib)

Kur’an-ı kerimin ve duanın etki etmesi için bazı şartların gözetilmesi lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması lazımdır. Okuyan kimsenin, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz.) [Tirmizi]

İmam-ı Şarani hazretleri, (Kuşluk namazına devam edene, cin musallat olmaz) buyurdu. Cin mektubunu, yanında veya evinde bulundurana, cin gelmez ve dadanmış olan cin de gider.

Dua, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder. Yani tesirini Allahü teâlânın verdiğine inanmalıdır!
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dert-bela gelince, Hazret-i Yunus’un duasını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır. Dua şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke, inni küntü minez-zâlimin.) [Hakim]

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
(Sabah akşam, 3 defa, “Bismillahillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemî’ul alîm” okuyan, büyücü ve zalimden emin olur.) [İbni Mace]

(“Lâ havle...” okumak, doksandokuz derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebu Nuaym] [İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazheri)]

(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allahü teâlâdan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebrail’e, “Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!” Facir [günahkâr] dua edince de, “Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir” buyurur.)

(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi] [Demek ki; sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.]

(Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Buhari]

(Bid’at ehlinin duası kabul olmaz.) [İbni Mace]

(Gafletle yapılan dua kabul olmaz.) [Tirmizi]

(Bir lokma haram yiyenin, kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]


Dileklerin ve Muratların Kabûl olması için

1- Maddi veya manevi bir isteği olan kimse, gece, gusledip veya abd1est alıp, iki rekât namaz kılsa, her rekatında bir Fatiha ve üç İhlas okusa, selamdan sonra secdeye gidip, (Ya Rabbi, benim isteğimi Ebu Bekr-i Sıddık hürmetine yerine getir) diye dua etse; Allahü teâlâ, isteğini verir. (Menakıb-ı ciharı yari Güzin)

2- (70 kere “Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir” okuyup da dua eden, ne isterse istesin, Cenâb-ı Hak duasını kabul eder ve ne muradı varsa verir.)

Allah rızası için okumalı. Bir seferde 70 defa okumalı, 71 olsa olmaz, yanına başka isim konsa olmaz, bu bir şifredir. İsm-i a’zam, ism-i Celal, Esma-ül Hüsna’dır. Her namazdan sonra okuyana ne mutlu! Hiç olmazsa günde bir defa okumalı.

3- Dua izinli okunmalı! Bir hacetin hâsıl olması için dua okunurken, tesir etmesi, üstadın izniyle okumalı. Üstad vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur. İzin alan, izin verenin vekili olur. Vekilin okuması, üstad gibi tesirli olur.

4- Çocuklarını idarede sıkıntı çeken kişiye Peygamber efendimiz, (Neden istiğfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istiğfar ederim) buyurmuştur. İstiğfar edileceği zaman yüz defa (Estağfirullah min külli mâ kerihallah, Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli. Manası şöyledir:
(Razı olmadığın şeylerden, yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru! Kendisinden başka ilah bulunmayan Hay, Kayyum ve Azim olan Allah’a istiğfar eder ve günahlarıma pişman olup O’na sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde; Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan; Kayyum, zatıyla kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]

5- Dileğine kavuşmak için, iki rekât namaz kılıp, sevabını silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye dua etmeli. Mesela, (Yâ Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle) diye dua edip, (Bu duamı Silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle) demeli. (Mekatib-i şerife)

Sabah ve yatsı namazından sonra Silsile-i aliyye’nin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan dua kabul olur. Tecrübe edilmiştir.

6- Ayât-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hâsıl olur.

7- Adakta bulunmalı. Mesela, (Şununla evlenirsem veya şu işim olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak nezrim olsun) denince, bu dileğin kabul olduğu tecrübe edilmiştir.

8- Kör bir zat gelip, (Ya Resulallah! Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın) dedi. Peygamber efendimiz de, (Güzel bir abdest al! Sonra, “Yâ Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam, seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!”) duasını okumasını söyledi. O da, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. (Tirmizi) Bu duayı okuyanlar, maksatlarına kavuşmuşlardır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allah’tan veya insanlardan bir isteği bulunan, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılsın! Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resulüne salevat getirip, şu duayı okusun!
Lâ ilâhe illâllah-ül-halîm-ül-kerîm. Sübhânallahi Rabb-il-arş-il-azîm. Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Es’elüke mûcibâti rahmetike ve azâimi mağfiretike vel ganîmete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda’ lî zenben illâ gafertehü velâ hemmen illâ ferrectehü velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhâmerrâhimîn.) [Halebi] [Bu duayı İslam harfleriyle yazıp doğru olarak okumak gerekir.]

Hacet namazı iki, dört veya on iki rekât olarak kılınır. Birinci rekâtta Fatiha ve üç Âyet-el kürsi okunur, diğer rekâtlarda Fatihayla birer kere İhlâs ve Muavvizeteyn [iki kul e’ûzü] okunur. Yahut her rekâtta Fatiha, Âyet-el-kürsi ve İhlâs okunur.

9- Bir başka hacet namazı da şöyle:
Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rekât namaz kılınır. Birinci rekâtta bir Fatiha, üç Âyet-el-kürsi okunur. İkinci rekâtta Fatihadan sonra üç İhlâs ve Muavvizeteyn [yani iki kul e’ûzü] okunur. Üçüncü rekâtta ilk rekâtta okunanlar okunur. Dördüncü rekâtta ise ikinci rekâtta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmad-ül-islam)

Türkçe olarak şöyle dua etmek de olur:
(Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!)

Bu duayı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuşlardır. Bu duaları bir kere okuyup bırakmamalı. Kırk gün ve daha fazla kadar devam etmek iyi olur.

Ayrıca ; Ashab-ı Bedir'in ''rıdvanallahü teâlâ aleyhim ecma'în'' isimlerini okumak,bu büyükleri vesile ederek düa etmek pek çok fâidelere sebeptir.Bunlardan biride düanın kabûl olmasıdır.O yüzden bu büyüklerin isimlerini ardından 3 ihlas-ı şerif,1 fatiha-ı şerif okumak,çokça iyi olur,büyük fâidelere,nimetlere sebep olur.

Son olarak:

Ölçüyü tutturanın,düaları kabûl olur,evliyalar divanına kaydolur,Allahü teâlâ'nın hıfz-ı emanında olur.Ona kimse zarar veremez,biiznillah.Ölçüyü kaçıran kimse ne yaparsa yapsın,dûaları tesir etmez,rezil ve rüsvay olur,zelil olur.Ölçü emredileni yapmak,yasak edilenden sakınmaktır.Ehl-i sünnet itikadı üzere olmaktır.Bu ölçü üzere olabilmek dûasıyla,inşâallahü rahmân.

Başınızı ağırttığımız için özür dileriz.Allahü teâlâ şifalar ihsân eylesin.Ümidinizi asla ve kat'a kesmeyiniz.Dertte,belada,hastalıkta,şifada hülâsâ hayırda şerde Allahü teâlâ'dan unutmayınız.Dünya imtihan yeri,yukarıdaki dediklerimizi yapan kurtuluşa erer,sıkıntılardan kurtulur,inşâallahü teâlâ.

Evliyalar güzeldir,Onları seven birgün gelir Onlardan oluverir...

Selâmetle...
Devamını Oku

CİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Cinlerin kılıktan kılığa, şekilden şekle girme özellikleri vardır.

Cinler bir çok kılığa girdikleri gibi, daha çok insan kılığına da girmeleri mümkündür. Enfal Suresi Ayet: 30 Sayfa: 181 ayetindeki ifade aynen şöyledir; Bir gün Kureyş kafirlerinin ileri gelenleri bir araya gelip, 'Muhammed'i hapsedelim mi? öldürelim mi? Veya Mekke'den sürelim mi? ' diye birbirleriyle istişare ederken, cinlerin ilk yaratılanı şeytan, namı diğer iblis, üstü başı pis, kötü bir insan kılığında bunlara yanaşıp, öldürmeleri için vesvese ile telkin etmiştir.

Hz. Ayşe validemiz bir gece cinler tarafından yatağından kaldırılarak yüksek bir mahkemenin huzuruna getirilir. sebebini sorunca cinler aleminden bir müslüman cini öldürdün. Bunun mahkemesi görülecek, denildi. O da: Ben nerede bir cini öldürdüm dedi. Sen Kuran-ı Kerim okurken, bizim müslüman cin kardeşlerimizden birisi bir yılanın içine girerek seni dinlemeye geldi. Siz hanenizde o yılanı görünce öldürdünüz. Dolayısıyla içinde bulunan kardeşimizde öldü. Bunun hesabı görülecek. Bu Hadisenin sonunda barış ve anlaşma yapılarak. Olay tatlıya bağlandı.

Cinler insanlar gibi canlı, şuurlu, ve akıllı varlıklardır. Yalnız akıl ve muhakeme konusunda insan daha üstündür. Cinlerin sürat ve görüntü verme, geçmişe gidip gelme gibi bizden üstün tarafları da vardır. Bununla beraber bizim gibi onların da ruhları vardır. Ruh sayesinde canlı kalmaktadırlar. Aramızdaki fark bizim ruhumuz molekül yığını yeni maddedir. Cinlerin ruhu ise bir enerji akımının içindedir.


2.Hızlılık özellikleri vardır.

Cinler sesten hızlıdırlar. Titreşim hızlılıkları saniyede 300.000 km den fazladır. Bir saniyede Dünyanın bir yerinden diğer yerine ulaşacak hızlılıktadırlar.

Neml Suresi Ayetler : 38 ve 39 Sayfa : 381

"Süleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil adamlarına dönerek, -Ey ileri gelenler, Yemen Sultanı olan Belkıs, Müslüman olarak gelmeden önce, tahtını, yetkisini bana hanginiz getirecek dedi." "Cinlerden bir ifrit, -ben o tahtı sana yerinizden kalkmadan getiririm. Benim buna gücüm yeter, ona hiç bir zarar vermeyecek kadar, güvenilir ve eminim- dedi"

Yukarıdaki ayetin ifadesinden anlıyoruz ki, Hz. Süleyman Belkıs'ın tahtını Yemen'den getirmek isteyince, bir cin ' Sen makamından kalkmadan,ben onu sana getiririm. Benim buna yetecek gücüm var ' demiştir. Süleyman (A.S.) Kudüs'te, getirilecek taht ise Yemen'deydi. Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve büyük bir güce sahip olmak demektir.


3.Semaya çıkıp, semadaki haberleri çalıp öğrenme özellikleri vardır. Ancak, Hz. Peygamber' in doğumundan sonra bu yasaklanmıştır.

Peygamber Efendimiz (SAV) yanında bulunan arkadaşlarına; " Herkese cinlerden bir arkadaş verilmiştir" buyurdular. Sahabe ; " Ya Resulullah sana da mı cinlerden bir arkadaş verildi? " diye sorduklarında, Resulullah; "Evet, bana da cinlerden bir arkadaş verildi. Ancak Allah ona karşı beni güçlü kıldı. O cin müslüman oldu. " buyurdular.

Cinler de inanlar gibi Allah'a ibadet ve itaat etmekten mesuldurlar. Bunlara akıl verildiği için yaptıkları işlerden sorumlu olurlar. Bu itibarla akıl sadece insanlarda, cinlerde ve meleklerde vardır. Hayvanlarda akıl yoktur. Zeka, his, içgüdü ve ilham vardır. ipek böceğinin ipek, arının bal yapması zekası, içgüdüsü ve ilhamı sayesinde olur.

Şuara Suresi Ayet: 212 Sayfa: 377

" Şüphe yok ki cinler semaya çıkıp oradaki haberleri öğrenmelerinden, meleklerin sözünü işitmelerinden, gayb haberlerini öğrenmelerinden azledilmişlerdir. "

Mülk Suresi Ayet: 5 Sayfa: 563

"Yemin olsun ki en yakın semayı kandillerle, yıldızlarla süsledik ve onları şeytanlar için atılacak taşlar yaptık. Bu taşlar meleklerden sır çalmaya gelen şeytanları öldürür veya sakatlar. Ve o şeytanlara çılgın ateş azabı hazırladık."

Cin Suresi Ayetler: 8 ve 9 Sayfa: 573

" Cinler – Doğrusu biz semayı yokladık da, onu bekçiler ve gök taşları ile doldurulmuş bulduk.- " " Halbu ki biz Peygamberin gönderilmesinden önce, haber dinlemek için gök yüzünün bazı yerlerinde otururduk, haberleri öğrenirdik. Fakat şimdi kim haberleri dinleyecek olursa, kendisini gözetleyen yalın bir ateş buluyor. "

Hz. Resulullah'ın doğduğu gece aşağıdaki sıralayacağım hadiseler ve mucizeler meydana gelmiştir.

1. Kabe'deki lat, uzza ve menat gibi kafirlerin taptığı yüzlerce put yere serilmiştir.
2. iran kısrasının MEDAYiN şehrindeki sarayının burçları yıkılmıştır.
3. Mecusilerin yani ateşe tapanların bin yıldan beri yanan ateşi aniden sönmüştür.
4. Mukaddes sayılan SAVA gölünün suyu çekilerek kurumuştur.
5. ŞAM tarafında bin yıldan beri kuru bir vadi olan ve suyu akmayan SEMAVE nehri dolup taşarak akmaya başlamıştır.
6. Hazreti Peygamberin doğduğu geceden itibaren şeytan ve cinlerin gayb haberlerini öğrenmeleri için semaya çıkmaları yasaklanmıştır. Böylelikle kahinlere, sihirbazlara gayb haberlerini veremez olmuşlardır.
Devamını Oku

CİNLERLE EVLİLİK OLUR MU???

Insanların cinlerle veya cinlerin insanlarla evlenmesi mümkündür. Fakat ulemanın ekserisi bunu çirkin görmüştür. Hanefi alimleri ise cinlerle evlenmeyi caiz görmemiştir. çünkü cinsleri aynı değildir.
insan, hücreleri ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı alemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin; fizyolojik ve biyolojik manada bir araya gelip, birleşmeleri, yani izdivaç etmeleri imkansızdır.

Cinler insanlara ancak, his, heves, duygu verebilir. insanın şehevi duygularını tahrip edebilir. insanın beynindeki şehvet merkezlerini, manyetik akım ile harekete geçirebilir. Beyni hasta olan kişi bu hayali olayı gerçek zanneder. Ben cinle evliyim diye ilan edip, hayal ile hakikatı karıştırmış olur. izah edeceğim ayette işaret edilen huzur ve sevgi gerçekleşmez.

Rüm suresi Ayet : 21 Sayfa : 407

"Onlara gönül veresiniz diye, kendi içinizden , kendileriyle huzur ve mutluluğa kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda bir sevgi, bir muhabbet ve bir rahmet var etmesi, Allah' ın varlığının alametlerindendir."
Devamını Oku

ETRAFINIZDA CİN VEYA CİN MUSALLATI VAR MI?

1 - Hastada hep bir tedirginlik, uyuşukluk, tembellik

2 - Takip ediliyormuş hissi,

3 - Yalnızlıktan korkma ve tedirgin olma.. (bazıları da tam tersine yalnızlığı sever ve odalarına kapanırlar, kalabalıklardan hoşlanmazlar)

4 - Uyku esnasında korkma, sıçrama, bağırarak uyanma,

5 - Uykuda yükseklerden atılma-düşme-uçma (sık sık olanlar)

6 - Uyku esnasında dişleri gıcırdatmak..

7 - Uyku esnasında terlemek (oda sıcaklığı yada giydiği şeylerle alakalı olmayan hallerde)

8 - Boğuluyormuş gibi olmak (boğazını sıkıyorlarmış hissi)

9 - Sabahları uyanınca ellerde kollarda (genelde sol kolda) uyuşma

10 - Akşam yatağına yattığında uyuyamama sağa sola dönüp durma, sabaha karşı uykuya dalma, sabahları da uyanıp kalkamama hali..

11 - Kasıklarda ağrı yada şişkinlik..

12 - Bazılarındada ağırbasan-karabasan-albasma gibi durumlar olur

13 - Vesvese halleri... Mesela; bazıları evden dışarı çıkıp içeri girse elbisesinin hatta tüm bedenlerinin kirlendiği hissine kapılarak elbiselerini değiştirirler ve banyo yaparlar... Bazılarının derdi problemi de su ile; devamlı banyo yapmak isterler saatlerce banyoda kalırlar, saatlerce ellerini yıkarlar.


Sebepsiz baş ağrıları, Beyin yorgunluğu Kasılma, sinirlenme, tembellik, ibadet etmekte ve Allah'ı zikretmede zorlanma Herhangi bir uzuvda doktorların sebep bulamadığı bir ağrı veya sancı, uzun süre sağa sola döner uyuyamaz ancak, iyice dinlendikten sonra uyuyabilir çok korkunç rüyalar görür .Rüyasında muhtelif hayvanlar görür. Uykuda çok ağlar, çok güler veya çığlık atar. Uyurken ah vah eder. Hoplar, zıplar bir yerden düşüyormuş gibi olur. Rüyasında kendisini mezarlıkta pis yerlerde ve korkunç yerlerde görür.

insanların cinlerle veya cinlerin insanlarla evlenmesi mümkündür. Fakat ulemanın ekserisi bunu çirkin görmüştür. Hanefi alimleri ise cinlerle evlenmeyi caiz görmemiştir. çünkü cinsleri aynı değildir. Kadın cinden hamile kaldığı zaman ; "Seni kim hamile bıraktı?" , "Bu çocuğun babası kim?" , diye sorulduğunda "Cin" diye cevap verecektir. Buda müslümanlar arasında fesada sebep olur. islam'da fesat alıp yürür. Dedikodulara sebep olur. insanlarla cinler arasında evlilik olursa eşler arasında uyum sağlanmaz. çünkü cinsleri değişiktir. Evlenmenin hikmeti kalmaz. izah edeceğim ayette işaret edilen huzur ve sevgi gerçekleşmez.
Devamını Oku

CİNLERE KARŞI SAVUNMASIZ OLDUĞUMUZ YERLER?

Bilindiği Üzere Her İnsanı Koruyan Melekler vardır. Bu Melekler Bir an Bile İnsanın Yanından Ayrılmaz taaki Mahrem Alanına Girene Dek. En Savunmasız Oldugumuz Yer Banyolardır. Çünkü Banyoya Girdigimiz Zaman Melekler Yanımızda Olmayacaktır ve Dolayısiyle Koruma Kalkanımız da Yok Olacaktır. Meleklerin Banyoda Bizi Yanlız Bırakması İnsanın Tüm Özelinin Mahreminin Açıkta Olmasından Dolayıdır. Bir Diğer Husus ise Hoca vb. Bilgin kişilerin Bize yazdıgı Muska vb. Ayetli Yazıların Çıkarıldıgı Bir Bölüm Olan Banyo İnsanın Dikkat Etmesi Gereken Bölümlerdendir. Kimilerine Göre Saçma Gelsede Meleklerin Mahreme Giremeyeceginden Dolayı insanın Kafası Kurcalanmıyo Degil yani.
Devamını Oku

Cin ile Şeytan Arasındaki Fark

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; cinler, insanın doğrudan beynine, aklına, düşünce sistemine nüfuz edebilir, o bölgeleri tesir altına alabilir. (Korku, endişe, ürperti, hayal kurma gibi olaylarda olduğu gibi) Şeytan ise farklıdır, o yaratılış gereği kalbe ve inanç merkezine nüfuz eder. Kalbin yanında bulunan lümme-i şeytaniye denilen yerde, devamlı surette insana vesvese verir, onu ifsad etmeye çalışır. Şeytan, en büyük düşman olduğu halde, gerektiğinde cinleri, gerektiğinde habis ruhları, gerektiğinde ise insî şeytanları kullanarak, kötülüklerini bunlar vasıtasıyla sergileyerek varlığını insanlara unutturmaya çalışır. Bu gaflet hâlinden kurtulmak için, insanın inancı kuvvetli, düşünce ufku berrak, temiz kalbli, hizmet şuurundaki insanlarla münasebetinin çok olması, hakikat derslerinin yapıldığı sohbetlere sık sık gitmesi ve dünyayı bir misafirhane olarak görmesi gerekir.

Özellikle sosyete kesiminde bulunup da, sırf macera olsun diye böyle seans düzenleyenler "Mevlânâ'nın ruhu geldi, falan zâtın ruhu gitti" diyerek, cinler tarafından aldatıldıklarının farkına varmaz ve inançlarında bir şüphe belirir. Birçokları cinlerin aldatmasıyla ibadeti de bırakır. İnsan için en büyük zarar, en müdhiş hastalık, Allah'dan (c.c.) uzaklaşmaktır ve şeytan, bu konuda tuzağına düşen hiçbir kimseye acımaz.

İnsanlar bu câzibedar cin oyunları, cin çağırma, ruh daveti, seans gibi şeylerle meşgul olup, cinleri görmek sevdası yerine, temiz bir kalble, ihlâslı bir niyetle, iman hakikatleri dersini aldıktan sonra, nefis terbiyesi neticesinde mânen terakki ederek ulvî ruhlarla, büyük zâtlarla Allah'ın izniyle görüşebilir.

Böyle bir makama erişen insan, cinlerle görüşmeyi onlara soru sormayı veya onlardan herhangi bir bilgi öğrenmeyi neylesin?

Önümüzde, boyutları bizce tam belli olmayan bir metafizik âlem vardır ve cinler bu âlemin sakinlerinden ancak bir çeşididir. Kur'an-ı Kerim'in tılsımatıyla, hakikati görebilen gözlerle, bu âlemi keşfetmeye ve Allah'ın izni ile fethetmeye devam edeceğiz. Bu sahada ilim ve bilgilerimiz arttıkça, cinleri birçok sahada istihdam edeceğiz (çalıştıracağız). Yeryüzünün ilk sakinlerini, teknolojinin ilerlemesiyle daha iyi tanıyacağız ve onlara daha çok âşinâ olacağız.

Cinler

Doğan Mirzaoğlu
Devamını Oku

Cin Mektubu ve âyât-ı Hırz


Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hazret-i Ali'ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez.

Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır:
Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resulullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki: (Ya Eba Dücane, Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!)

Kalem ve kağıt istedi. Hazret-i Ali'ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryat eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki: (Ya Eba Dücane, bu mektupla bizi yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemeyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.)

Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryadından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescitte kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyamete kadar çekerler.) [Delail-ün-nübüvve, Tezkire-i Kurtubi]

mektup aşağıdaki resimdir...
Devamını Oku

CİNLER VE EVLİLİK

Cinleri insanlar gibi düşünebiliriz, onların da erkekliği ve dişiliği vardır. Evlenip çoğalabilirler. islam alimleri, bu konuda delil olarak Rahman Suresi 55. ve 56. ayeti delil göstermişlerdir,

"Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur."

Tams, esasen kanamak demektir. Onun içindir ki hayız kanına tams denir. Bu kelime daha sonra bekâret halinde olan birleşmeye isim olmuştur. Ayrıca mutlak cinsî yaklaşım anlamı ifade ettiği de söylenmiştir. Buna göre âyetin mânâsı şöyle olur: Onları kimse kanatmamıştır. Yahut onlara kimse dokunmamıştır. Hep bekâr kalmışlardır. Buradan cinlerin cinsel ilişkiye müsait olduğu anlamı ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir delil ise Kehf suresinin 50. ayetidir, " Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. iblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. iblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da iblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir."

Bu ayetteki "soy" kelimesi de üremeyi gerektiren bir husus olduğu için cinlerin evlenmesine delil gösterilmiştir.
Devamını Oku

İFRİT NASIL ÇAĞRILIR?

En merak edilen konulardan birini az buçuk anlatalım.

ifrit çok güçlü bir cin olduğu gibi son derecede tehlikeli bir cin türünün genel adıdır.Böylesine güçlü ve tehlikeli olan ifriti çağırmak bu yüzden tafsiye edilmez heleki ifrit çağırmaya soyunan kişi acemi
ve bu konuda tecrübesizse bu kişi için ifrit çağırmak son derece zararlı olacaktır.

Temiz olarak ve temiz bir yerde sessiz aynı zamanda fazlaca ışığın olmadığı bir ortamda 90 kere Tımıryat denir,ardından 90 kere Menik denir sonra 90 kere Hedliyac denir son olarak 90 kerede Şoğal denir ardından
şu dua okunur.

Allahümme Ya Kaviy La Kaviy illellah halikulleyli vel Nehar El Kadirü ala ma yeşaü ve yüridü vela yühfa aleyhi şey ün minel eşyai la yehafü ikaben vela yercü tevvaben El kadirü bi kudretihi El Rahimü bi
Rahmetihi kad seeltüküm eyyetühel ervahü bi ismihil Rahmanirrahimi ve bil Ruhil emini Cibril vel Melekül azimi El Refiü Mikail vel melek el müvekkel bil nefhi israfil vel Melek El Merhub ellezi tertaidü minhü el kulüb izrail ve hameletül Arşi ecmaine illa ma emertüm men yakdiye haceti ve yetesarraf fi mardati bi hakkı nebiyyüllahi Süleyman Aleyhisselam ve bi hakkı kavlihi Taala (Kale ifritün minel cinni ena atike bihi kable en tekum min mekamike ve inni lealeyhi lekaviyyün emin innehü Min Süleymane ve innehü Bismillahirrahmanirrahimi) en la ta'lü aleyye ve'tüni Müslimin.Allahümme inni es elüke bi hazihil Ervahül
Rühaniyyetil kiram aleyke en tüsahhir li el afaritel Erbaati bi kudretike ve Celalike Leheştaş ,Meşheş,Katuş, kehyuş,beşkeşliyuş ve teşhaş lut,cahıc cahıc,Ecibu ve tevekkelu vef alu ma tü'merune.

Bu dua okunduktan sonra gelen ifrite adı sorulur ve ona adıyla hitap edilerek bundan böyle bana işlerimde yardım edecek ve isteklerimi yerine getireceksin denir,ifritten istekte bulunulur.

Asla korkuya kapılmamak ve korku belirtisi göstermemek gerekir.ifrit karşısındaki insanın kendisinden korktuğunu hissedecek olursa o kişiyi kendi etkisi altına alır sonuçları kötü olur.Bu sebeple acemi kişiler bu işe kalkışmadan önce iyi düşünmelidirler.
Devamını Oku

TUNNEL FEAR( HORROR TUNNEL)

Devamını Oku

TUNNEL FEAR( DEATH TUNNEL 3)

Devamını Oku

TUNNEL FEAR AGONİZİNG

Devamını Oku

ELİNİ YILAN SOKAN ADAMIN İÇLER ACISI DURUMU...

UYARI : FOTOĞRAFLARDA AŞIRI DEHŞET KARELER VARDI. KÜÇÜKLERİN VE HASSASİYETİ OLANLARIN FOTOĞRAFLARI AÇMASI DOĞRU DEĞİLDİR..

Çok zehirli bir yılan tarafından sokulan bir insanın elinin vaziyeti dehşete düşürdü.

Dünyanın en ürkütücü hayvanlarının başında yer alan yılanın, insana neler yapabileceği bu dehşet fotoğraflarla bir kez daha gözler önüne serildi.


Tarlada çalışırken zehirli bir yılan tarafından elinden sokulan adam hastaneye kaldırıldı.Yılanın avuç içinden soktuğu adamın kasları kısa süre içerisinde erimeye başladı.Avuç içinden başlayarak dirseğe kadar yayılan yılan zehiri geçtiği her noktayı asit dökülmüş gibi eritti.



Hastanede haftalarca tedavi altında tutulan adama onlarca operasyon yapıldı.Hastane yetkilileri yılan zehirinin yaptığı etkiyi ve yapılan operasyonları kare kare görüntüledi.












Devamını Oku

TUNNEL FEAR( DEATH TUNNEL 2)

Devamını Oku

LENİN'İN MUMYALANMASI

Bolşevik devriminin babası Lenin'in mumyası konusundaki tartışmalar Sovyetler Birliği'nin ortadan kalkmasından bu yana devam ediyor.

Lenin'in mumyası, öldüğü 1924'ten bu yana mozolede bulunuyor. Başkent Moskova'nın göbeğinde bulunan ve 'komünizm tapınağı' kabul edilen mozole, Sovyet döneminde kitleler tarafından ziyaret ediliyordu. Geçmişte, yerli ziyaretçilerin uzun kuyruklar oluşturduğu mozoleyi turistler ve mumya bakım ekibi dışında kimse ziyaret etmiyor artık.

Lenin'in mumyasını canlı tutmak için sürekli ilaçlı-kimyasal maddeli bir bakım yapılıyor. Yıllık bakımı beş yüz bin dolara malolan mumyanın bakımı sürdürülürse, beş yüz yıl daha dayabileceği bildiriliyor.








Devamını Oku